| |
 |
Türkiye'den STÖ'lerle Erivan'daydık
Ermenistan ve Türkiye arasındaki sivil diyaloğu geliştirmek için 14-15 Mart'ta Ermenistan'dan STÖ'lerle bir araya geldik |
 |
KAMER Tuncelili kadınlar için merkez açtı
KAMER'in, Tunceli'de açtığı çok amaçlı kadın merkezinin misafirhanesine kadın erkek herkes davetli.
|
 |
Gökova Sürekli Eylem Kurulu ve Muğla Kadın Dayanışma Grubu'ndan Gaye Cön:
"Örgütlü çalışmanın neler yapabildiğini gördüm. Kadının ve doğanın özgürleşmesi, ataerkil sistem rollerinin ve ezberlerinin bozulmasıyla gerçekleşecek." |
|
 |
AB
Komisyonu tarafından desteklenen ve STGM tarafından yürütülen
Türkiye'de Sivil Toplumun Gelişiminin ve Sivil Diyaloğun Desteklenmesi
Projesi bültenidir, iki ayda bir yayımlanır.
Ekosidi engellemek için ekofeminizm
"Uygar Adam der ki: ben Benim, ben Efendiyim, geri kalan her şey Öteki-dışarıda, altta, altımda, itaatkâr. Ben sahip olurum, ben kullanırım, ben araştırırım, ben sömürürüm, ben denetlerim. Önemli olan benim yaptığımdır. İsteklerim maddenin varolma sebebidir. Ben benim, geri kalanıysa uygun gördüğüm şekilde kullanılacak kadınlar ve vahşi doğa." 1
Ünlü bilimkurgu ve ütopya yazarı, "bilge kocakarı" Ursula Le Guin'den alıntıladığımız bu sözler aslında yeşil hareketle feminizmin birlikteliğinden ortaya çıkan ekofeminizmin mücadele ettiği şeye tam olarak işaret ediyor: Ataerkillik.
Bir soyu ortadan kaldırma için kullanılan jenosid kavramından yola çıkarak kullanılan bir kavram ekosid. Kapitalizm ve ataerkilliğin elele vererek doğayı, ekolojik sistemi yok etmek için özellikle son 60 yıldır yoğun bir çaba sarfettiği hepimizin malumu. Belki o yüzden, ekosistemi tek tek ve örgütlü, bireysel yarar ya da kar amacıyla talan edenlerin yanı sıra, hem yeşil hareket içinde yer alanlara hem de çevre meselesini hiç hesaba katmadan feminist mücadele verenlere söyleyecek bir sözü var ekofeministlerin: "Erkeklerin yeldeğirmenleri inşa ederken kadınların sessizce söz dinledikleri, ekmek pişirip kilim dokudukları bir ekolojik toplum istemiyoruz." 1 Ekolojist bakış açısıyla örülmüş bir feminizmi benimsemezsek de, çok uzak değil, insan, çocuk, engelli, herhangi bir hak mücadelesi verecek, herhangi bir kültürün yok olmaması için çırpınacak bir dünya kalmayacak ellerimizde.
Örneğin, çevresel etki değerlendirme raporlarının (ÇED) yalnızca doğal kaynaklar, doğa, biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri değil insanlar üzerindeki etkilerini de göz önünde bulundurmak gerekmez mi? Ancak bu şekilde toplum üzerindeki eşitsiz etkiler ortaya konarak olumsuz dış etkenler üzerinde düzenlemeler yapılabiliyor. İşte ekofeminizm tam burada gerekiyor. Bir plan, proje uygulanırken toplumun yoksul, dezavantajlı grupları üzerindeki etkileri özel olarak ele alınmalı ki sürdürülebilirlik, koruma ve o pek sevip toz kondurmadığımız 'kalkınma' mümkün olsun.
Çevre sorunlarından birinci derecede etkilenen yoksul, köyde yaşayan kadınların karar aşamalarında öncelikle yer almalarını sağlamak o nedenle elzem. Çünkü geleneksel olarak kadınlar evin gıda güvenliğini sağlayan kişilerdir ve biliyoruz ki Anadolu'da birçok kadın geçmişten bugüne sandıklarında sakladıkları tohumlarla biyolojik çeşitliliğin sürmesini ve daha da önemlisi kıtlık zamanlarının görece kolay geçmesini sağladılar. Bugün de tohum çalışması yapan, aralarında çok sayıda kadının bulunduğu ve özellikle ellerinde eski usul tohum bulunduran köylü kadınlarla görüşüp, yerel çeşitlerin pazara inmesini sağlayan çalışmalar yapan gruplar var. Sebze, meyve, tahıl gibi belirli konularda uzmanlaşan bu gruplardan Muğla Meyve Mirası Grubu tümüyle kadınlardan oluşuyor (meyvemirasi.org). Emanetçiler'in içinde çok sayıda çiftçi var (emanetciler.org). Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği ve Yer Gök Anadolu Derneği de biyolojik çeşitliliğe bu yolla katkı sağlayan gruplardan.
Ekofeminizm kadının doğayla güçlü bağına vurgu yapıp, bu bağı sahipleniyor ve erkeklere de doğayla ilişkilerini güçlendirme çağrısı yapıyor. Hâlâ yapabileceğimiz bir şeyler varken, ekosidin geri dönülemez noktasında yapabileceğimiz tek şey ağlamak olmasın diye...
Petra Kelly'den aktaran Mary Mellor, Sınırları Yıkmak, Ayrıntı Yay., 1993, s. 54.
|
|
|
|
| |
| |
| |
"Türkiye'de Sivil Toplumun Desteklenmesi: Katılımcı Demokrasi İçin Yerel Hareket Hibe Programı "
Kapsamında Hibe Almaya Hak Kazanan Proje Listesi
Kuruluşun Adı |
Projenin Adı |
Projenin Uygulanacağı Yer |
Sivas İli Çevre Koruma Vakfı |
Çöpteki Servet |
SİVAS |
Kamer Derneği - KAMER |
Kadın Hakları İnsan Haklarıdır |
DİYARBAKIR |
Denizli Soroptimist Kulübü Derneği
(İş ve Meslek Kadınları Derneği)
|
Toplum Duysun, Şiddet Son Bulsun |
DENİZLİ |
Deveciuşağı Çevre Koruma ve Kalkınma Derneği |
Yumurtalık Lagünlerinde Tarım Kaynaklı Kirliliğin Önlenmesi |
ADANA |
Üstün Zekalı ve Yetenekli Çocuklar Derneği |
Üstün Zekalı ve Yetenekli Çocuklar İçin Kurumsal Duyarlılık |
ANKARA |
Uluslararası Çocuk Merkezi Derneği |
Gaziantep Büyükşehir Belediyesinde Çocuk Hakları Birimi Kurulması Projesi |
GAZİANTEP |
Amarat Köyü Güzelleştirme ve Fakirlere Yardım Derneği |
Hamarat Amarat |
KAYSERİ |
İlk Adım Kooperatifi |
Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Eğitim Projesi |
İSTANBUL |
Kadınlar Dayanışma Yardımlaşma ve Kültür Derneği (GÜL-DER) |
Toplumsal Cinsiyette Pozitif Ayrımcılık |
SİVAS |
İstikrar ve Sosyal Kalkınma Derneği |
Haklarımla Varım |
ADANA |
Selis Kadın Derneği |
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İçin 4 Adım Projesi |
DİYARBAKIR |
İç Anadolu Engelliler Derneği |
Ankara'ya Engellilerin Sorunlarını Anlatıyoruz Projesi |
ANKARA |
Altın Işık Eğitim Kültür Kalkınma Dayanışma Derneği |
Daha İyi Yaşam İçin, Çocuklar Çalışmasın |
BİNGÖL |
Eskrim Antrenörleri Derneği |
Genç Eskrimcilerde Sivil Toplum Kuruluşu Bilincini Geliştirme Projesi |
ANKARA |
Uşak Çevre Gönüllüleri Derneği |
Çevre Bilincini Geliştirme Projesi |
UŞAK |
Kayseri Çevre Dostları Derneği |
Çevrenin Küçük Dedektifleri |
KAYSERİ |
Gündem Çocuk: Çocuk Haklarını Tanıtma, Yaygınlaştırma, Uygulama ve Uygulamaları İzleme Derneği |
Mesajım Var! |
ANKARA |
Sosyal İyileştirme Araştırma Derneği |
Van Gölü Hepimizin! Toplumsal Duyarlılık Oluşturma Projesi |
VAN |
Genç Adım Derneği |
Birlikte Yönetelim |
ÇANAKKALE |
S.S. Konya Bölgesi Sulama Kooperatifi Birliği |
Konya Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliğinin Kurumsal Güçlendirilmesi Projesi |
KONYA |
Türkiye Can Çocuklar Eğitim Koruma ve Yaşam Vakfı (CANEV) |
Zihinsel Engelli Biyer Ailelerin Farkındalık Düzeylerinin Artırılması Projesi |
ADANA |
Bayburt Bilim-Eğitim ve Kültür Derneği |
Gelecek Zamanın Masal Anlatıcı Çocukları |
BAYBURT |
Kahramanmaraş Çevre ve Kültür Derneği |
Karagöl Kurugöl Olmasın |
K.MARAŞ |
Bayburt Şairler ve Yazarlar Derneği |
Efsaneler Unutulmasın |
BAYBURT |
Kahramanmaraş Tarım Doğa Çevre ve Kültür Derneği |
Kumaşır Gölü Bizim Gölümüz |
K.MARAŞ |
Genç Birikim Derneği |
Aktif ve Demokratik Gençler Doğu'da Buluşuyor |
BATMAN, MUŞ, VAN |
Çevresel Değerleri Koruma Derneği |
Evsel Katı Atıkların Kaynağında Ayrıştırılması Projesi (EKAKAP) |
MALATYA |
Hayat Okulu Eğitim Kültür ve Gençlik Derneği |
Sihirli Parmaklar |
GAZİANTEP |
Beyaz Eğitim Spor Kulübü Derneği |
Engelsiz Spor Turnuvası |
ANKARA |
Başkent Kadın Platformu Derneği |
Daha Bilinçli ve Katılımcı Kadınlar |
ANKARA |
Uşak Zihinsel Özürlü Kişileri Eğitme ve Koruma Vakfı |
Engelsiz Yaşam Projesi |
UŞAK |
Adana Gençlik Birliği Derneği |
Doğu Akdeniz Sivili Toplumu Bilinçleniyor |
ADANA |
Mardin Çok Amaçlı Toplum Merkezi Derneği |
Çocukların Diliyle Çocuk Hakları |
MARDİN |
Van Sosyal Hizmetler Derneği |
Yalniz Değilsiniz |
VAN |
Karataş Kadın Yardım ve Dayanışma Derneği |
Kadınlar İçin Sosyal ve Kültürel Gelişim Projesi |
ADANA |
Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı |
Hep Çocuk Kalanlar |
ADANA |
Aktif Eğitimciler Derneği |
İlköğretimde Sürdürülebilir Çevre Eğitimi Projesi |
MANİSA |
Kahramanmaraş Ortopedik Engelliler Derneği |
Engelsiziz Projesi |
K.MARAŞ |
Kalkınma Projeleri Akademisi Derneği |
STK'lar Gençleşiyor |
ADIYAMAN |
Zihinsel Engelli Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği |
Zihinsel Engelliler ve Aileleriyle Buluşma (ZE-AB) |
ANKARA |
Dr. Ahmet Kemal Köksal Sosyal Hizmet Vakfı |
Büyük Gelecekler İçin Küçük Adımlar Projesi |
SİVAS |
Lalaezar Kadın Derneği |
Farklı Olmadığını Farket |
RİZE |
Kayseri Anadolu Sakatlar Derneği |
Engelsiz Engelli Toplum (TENGEL) |
KAYSERİ, NEVŞEHİR, SİVAS |
Tebessüm Eğitim-Kültür-Çevre ve Dayanışma Derneği |
Elindeki Çöpü Atma, Geleceğimizi Karartma! |
K.MARAŞ |
Hakkari Eğitimciler Derneği |
Aile Danışmanlık Hizmetleri Evi |
HAKKARİ |
Türkoğlu Güçbirliği Derneği |
Her Atık Çöp Değildir |
K.MARAŞ |
Gülbahar Hatun Eğitim, Kültür, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği |
Dünden Bugüne Kadın Emeği |
RİZE |
|
|
|
| |
 |
| Türkiye'de Sivil Toplumun Güçlendirilmesi: Sivil Topluma Bütüncül Yaklaşım ve Katılımcı Yerel Projeler Programı ile Katılımcı Demokrasi İçin Yerel Hareket Programı kapsamında hibe desteği alan STÖ'ler (sivil toplum örgütü) çalışmalarına devam ediyor. Bu sayımızda başladığımız projelerden haberlere önümüzdeki sayılarda da devam etmeyi planlıyor |
"Türkiye'de Çevrenin Korunmasında Kadının Rolü"
Kadın Adayları Destekleme Derneği Ankara Şubesi (Ka-Der Ankara) ve Doğa Derneği ortaklığı ile yürütülen "Türkiye'de Çevrenin Korunmasında Kadının Rolü" Projesi 30 Mart itibariyle tamamlandı. Projenin genel amacı Türkiye'de STÖ'lerin karar alma süreçlerine aktif katılımının artırılması ve kadın ve çevre konularında çalışan STÖ'ler arasında işbirliklerinin artması ve problemlere bütüncül yaklaşımların oluşturulmasıydı. Proje kapsamında 11 - 12 Şubat tarihinde "Kadın ve Çevre" konulu bir çalıştay düzenlendi ve çalıştaya toplumsal cinsiyet ve doğa koruma alanında çalışan 30 aktivist katıldı. Çalıştayın sonuçları bir kitapçık olarak proje sonunda yayımlanacak.

Hakkârili kadınlar sosyalleşiyor
Hakkâri Eğitimciler Derneği'nin kullanıma açtığı "Aile Danışmanlık Hizmetleri Evi"nde Hakkâri'ye göç nedeniyle gelen ve eğitim ve gelir düzeyi düşük, çok çocuklu kadınların çeşitli konularda görecekleri eğitimlerle sosyal durumları iyileştirilecek. Mart ayı içinde başlayan eğitimlere derneğin gönüllüleri tarafından ev ziyaretleri yapılarak 30'a yakın kadının katılması sağlandı. Verilecek eğitimler sağlıktan çocuk bakımına, anne-baba-çocuk ilişkisinden dengeli beslenmeye değin birçok konuyu içeriyor. Anneleri eğitim seminerine katılırken beraberindeki küçük çocukları da derneğin gönüllü bakıcı tarafından gözetilip, çeşitli oyuncak ve oyunlarla vakit geçiriyorlar. Böylelikle, kadınların gündelik ev işlerine ve ağır sosyal koşullara biraz olsun ara verip 50 saate yakın seminer ve birbirleriyle iletişim kurma fırsatıyla kendilerini geliştirmeleri amaçlanıyor.

|
|
"Yarınlar Çöpe Gitmesin"
Rize Doğal Kaynakları ve Yaban Hayatı Koruma Derneği (RİDOK), ortağı Tarımda Kaliteyi Arttırma Derneği'yle (TAKADER) birlikte Rize'yi çevresel açıdan tehdit eden katı atık sorunun çözümlenmesine yönelik "Yarınlar Çöpe Gitmesin" projesini yürütüyor. Gönüllü eğitmenlerin katkısıyla Çamlıhemşin'de halen devam eden çevre bilinci eğitimleriyle ve Kaçkar Dağları Milli Parkı'nın yoğun ziyaret aldığı günlerde yapılacak atık toplama gezileriyle ilçedeki yaklaşık 700 ilköğretim öğrencisinde olumlu davranışlar geliştirerek, hem Rizelilere hem de Milli Park'ı ziyaret edenlere çocukların örnek olması amaçlanıyor. Çamlıhemşin'deki okullar ve önemli noktalara yerleştirilecek katı atık kutularıyla toplanacak atıklarla hem dönüşüm bağlantısı kurulacak hem de okullar elde edecekleri gelirle eğitim materyali eksikliklerini tamamlayacaklar.
Ayrıntılı bilgi için : www.ayder53.com/modules.php?name=News&file=print&sid=700

"Van Gölü Hepimizin!"
Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü, son yıllarda şehirleşmenin de büyük etkisiyle hızla kirleniyor. Sosyal İyileştirme ve Araştırma Derneği ve ortağı Yaşadıkça Eğitim Derneği Van Gölü kıyısında yaşayan tüm insanların bu kirlenmeye "dur" diyebilmesi için kamuoyunda duyarlılık oluşturma çalışmaları yürütüyor. Van Gölü'ndeki kirliliğe dikkatlerin çekilmesi, konuyla ilgili kamuoyunun bilgilendirilmesi/bilinçlendirilmesi ve böylece yerel iktidarlar üzerinde kamuoyu baskısının oluşturulmasını amaçlayan projede, tamamı gönüllü meslek yüksek okulu öğrencileri ve öğretim görevlilerinin çabasıyla 15 Şubat'tan bugüne kadar her cumartesi Van şehir merkezinde bir kampanya masası açılıyor ve insanlar broşürlerle Nisan ayı içinde yapılacak olan panele davet ediliyor. Kampanya masaları Erciş, Edremit, Gevaş, Tatvan, Ahlat ve Adilcevaz'da da birer gün açılacak. Bunun yanı sıra, bir yerel televizyonda gün boyunca Van Gölü'ne ilişkin duyurular yapılıyor. Van Gölü'nün kirlilik sorununa değinilecek panelin çıktılarının bir kitapçık haline getirilerek ilgili kesimlere dağıtılması planlanıyor.

|
|
|
| |
 |
"Sen de Katıl, Birlikte Değiştirelim"
STGM'nin sivil toplum örgütleri ile birlikte tasarlayıp yürüttüğü "Örgütlenme Özgürlüğü Kampanyası" sürüyor. Kampanya başta sivil toplum örgütleri olmak üzere değişim talep eden herkese "Sen de Katıl, Birlikte Değiştirelim" çağrısı yapıyor. Var olan hak ve özgürlüklerimizi daha etkin bir şekilde kullanmak ve geliştirmek için birlikte hareket etmeye çağıran kampanya Adana, Denizli, Diyarbakır ve Eskişehir sokak ve meydan aktiviteleri ile devam ediyor. Ayrıntılı bilgi için: http://kampanya.stgm.org.tr
Meydan etkinliklerinin tarihleri:
Adana: 8 Mayıs, Cuma
Diyarbakır: 15 Mayıs, Cuma
Eskişehir: 28 Mayıs, Perşembe
Denizli: 4 Haziran, Perşembe
Zorlu bir alan, güçlü bir platform
2 Nisan "Dünya Otizm Farkındalık Günü"nü fırsat bildik, Otizm Platformu üyeleriyle minik bir söyleşi yaptık. Çoğunluğunu otistik bireylerin ailelerinin oluşturduğu örgütlerden meydana gelen platform 2006 yılında STGM'nin de destek verdiği bir çalışma ile kuruldu. Türkiye'de otizmin bilinirliğini sağlamayı ve etkili bir kamuoyu yaratmayı başarabilen platform üyelerine otizmi ve bu alandaki çalışmalarını sorduk.
Otizm nedir?
Otizm, doğuştan gelişen, yaşamın ilk üç senesinde belirtileri gözlemlenebilen, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen nörogelişimsel bir bozukluk. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyen ve kişinin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle üç yaşından önce ortaya çıkarak, bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz şekilde etkiliyor.
Hem bir otistik birey yakını hem de sivil toplum örgütü üyesi olarak sizce bu alandaki önemli sorunlar neler?
Bugün ülkemizde toplam 450 bin otizmli birey bulunduğu ve 0-14 yaş grubunda ise 125 bin otizmli çocuk olduğu tahmin ediliyor. Ancak bu çocukların sadece 2 bin tanesi okullarımızda eğitim görebiliyor. Otizm konusunda yeterli sayıda okul, öğretmen ve öğretim görevlisi bulunmaması en büyük sorunumuz. Ayrıca dünyada bilimsel olarak kanıtlanmış olan erken yaştaki çocuklar için yoğun eğitim süresi bireysel ve grup eğitimi olarak haftada 40 saatken, Türkiye'de bu 10 saatle sınırlı kalıyor. Yetişkin otizmli bireyler için de yeterli iş ve yaşam olanaklarının olmaması aileler için en zor durumlardan biri.
Otizm Platformu neler yapıyor?
Otizm Platformu Türkiye'deki otizmli bireylerin ekonomik, sosyal ve kültürel hayata tam katılımlarının sağlanması amacıyla çalışan 16 sivil toplum örgütünün kurduğu bir oluşum. Bu kuruluşlar ağırlıklı olarak otizmden birinci derecede etkilenen aile bireylerinden oluşuyor. Platform otizm konusunda toplumsal ve kamusal anlamda otizmin bilinirliğini sağlamak ve etkili bir kamuoyu yaratmak için çalışıyor. Aynı zamanda Otizm Platformu hükümetlerin tartıştığı otizm ile ilgili bütün kararların ortam ve süreçlerine dahil olmayı talep ederek bu konularda destek vermek için çabalıyor. |
|
Türkiye ve Ermenistan'dan STÖ'ler Erivan'da bir araya geldi!
Ermenistan ve Türkiye'den sivil toplum örgütleri iki ülkenin diplomatik tarihinde ilk defa bir araya geldiler. 30'dan fazla sivil toplum örgütünün katıldığı forum 14-15 Mart tarihinde Ermenistan'ın başkenti Erivan'da gerçekleşti. İki ülke arasındaki sivil diyaloğun gelişmesini amaçlayan forumda demokrasi ve insan hakları, toplumsal cinsiyet, gençlik ve çevre alanlarında ortak çalışmalar yapılması planlandı.
Türkiye ve Ermenistan'dan farklı alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin(STÖ) katıldığı forum Türkiye'den Sivil Toplumu Geliştirme Merkezi (STGM) ve Ermenistan'dan Sivil Toplum Enstitüsü (CSI) işbirliğiyle gerçekleşti. 14-15 Mart tarihlerinde Erivan'da gerçekleşen toplantıya 30'dan fazla sivil örgüt katıldı.
Forumun, başta iki toplum arasında var olan ön yargıların ortadan kalkması, karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi ve her türlü sınırın kaldırılması sürecinde STÖ'lerin daha aktif rol oynaması, ortak çalışma alanlarının arttırılması için başlangıç oluşturması temenni edildi. Forumda öncelikli olarak demokrasi ve insan hakları, toplumsal cinsiyet, gençlik ve çevre alanında faaliyet gösteren sivil örgütler arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımının arttırılarak ortak projelerin üretilmesi, STÖ'leri bir araya getirebilecek sürdürülebilir, katılımcı ve güçlü sivil inisiyatiflerin oluşturulması isteği ön plana çıktı.

İzleme ve İstişare Kurulu Toplantısı verimli geçti
STGM'nin kamu kuruluşlarıyla bir araya geldiği rutin toplantılardan biri olan İzleme ve İstişare Kurulu Toplantısı 10 Mart'ta STGM'nin Ankara'da bulunan merkez ofisinde yapıldı. STGM'nin yürüttüğü faaliyetler hakkında kısa bir sunuş yapılmasıyla başlayan toplantıda, STGM'nin gelecek planları içinde yer alan, STÖ müzakere ve deneyim paylaşımı toplantıları, yerel platformlar buluşması ve TBMM Başkanlığı, tematik sivil ağlar ve parlamenterler buluşması, yerel idare, yerel yönetimler ve yerel STÖ'lerin buluşmaları ve sivil toplum konferansı başlıkları konuşuldu.
Toplantıya Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Merkezi Finans ve İhale Birimi, Maliye Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı'ndan temsilciler katıldı.
|
|
|
| |
| |
 |
"Sığınma evinden önce, sığınma evinden sonra"
Adana Kadın Dayanışma ve Kadın Merkezi Derneği (AKDAM) başkanı Münire Dağ dernek olarak yapmış oldukları özverili çalışmalardan dolayı Çağ Üniversitesi tarafından plâketle ödüllendirildi. Bu ayki temamız kadın hakları olunca, biz de Adana sayfasına kendisini konuk edelim istedik.
AKDAM ne zaman ve hangi amaçla kuruldu?
AKDAM 1998'de Adana'da ihtiyaç üzerine "şiddete sıfır hoşgörü", "hiçbir şiddet haklı değildir", "şiddeti gören değil, yapan utansın" diyerek yola çıkan gönüllüler tarafından kuruldu.

Merkezde kadınlara yönelik verilen hizmetler neler?
Merkezde kadınlara psikolojik desteğin yanı sıra sosyal ve hukuksal destek veriyoruz. İstihdam ve barınma hizmeti de verdiğimiz hizmetler arasında yer alıyor. Kent Konseyi, Adana Barosu Kadın Komisyonu, Adana Emniyet Müdürlüğü, Çukurova Üniversitesi ve SHÇEK ile işbirliği yaparak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 100 kadına gönüllü danışmanlık eğitimi verdik, bunun yanında çeşitli mahallelerdeki okullarda velilere yönelik çalışmalar yaptık. Bu çalışmalar kapsamında 4320 sayılı Ailenin Korunması Kanunu'nun maddelerini anlatarak, kadın hakları konusunda binlerce kadını bilinçlendirdik. Adana'daki 13 karakolu ziyaret ederek polis ile birlikte çalışıp, şiddetle ilgili farkındalık yarattık. Adana'da iki tane sığınma evi var, oysa ki çoğu ilde danışma merkezi veya sığınma evi ne yazık ki hala yok.
Yakın gelecekte kadınlara yönelik çalışmalarınızda öncelikleriniz neler?
"Sığınma evinden önce, sığınma evinden sonra" projemiz var. Ayrıca istihdama yönelik eğitim çalışmalarımız kapsamında İşkur ile ortak çalışmalarımız var. Yaptığımız tüm çalışmalar sığınma evlerinde misafir olan kadınlarımızın kendi ayakları üzerinde durarak kendi hayatlarını kurmalarına yönelik.
Kadınlar siyasette yer almalı
Adana Kadın Kuruluşları Birliği tarafından "Yerel Siyaset ve Kadınların Yerel Deneyimleri" semineri düzenlendi. Toplumsal cinsiyet uzmanı İlknur Üstün tarafından verilen seminere sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.
"Siyaset nedir?" sorusu ile başlayan toplantıda, ulusal ve yerel siyaset ve siyasetçiler karşılaştırılarak yerelde yaşanan sorunların yereldeki karar vericiler ile çözülebileceği, yerel halkın kendi sorunlarına sahip çıkması için karar verme mekanizmalarında yer almaları gerektiği vurgulandı. TBMM ve yerel yönetimlerde yer alan kadın sayısının azlığına dikkat çekilen toplantıda, kadın sorunlarının çözümü için sorunları yaşayan kadınların siyasette yer almasının önemi belirtildi. Her STÖ'nün Kent Konseyi'ne girmesi gerektiği, sadece kadın, gençlik, engelli meclislerinin çalışmasının yeterli olmadığı, kültür-sanat, kadın erkek fırsat eşitliği komisyonları gibi komisyonların da kurulması gerektiği üzerinde duruldu. |
|
DASP'ın misafirleri Ruhi Sarı ve Natali Yeres'ti
Doğu Akdeniz Sivil Toplum Platformu'nun (DASP) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlediği etkinliğin konukları sinema ve tiyatro oyuncusu Ruhi Sarı ile sanat yönetmeni Natali Yeres oldu. Ruhi Sarı'yla "Erkek Gözüyle Kadın", sanat yönetmeni Natali Yeres'le "Kadın Gözüyle Kadın" konusunda söyleşi yapılan etkinliğe DASP üyesi STÖ temsilcilerinin yanı sıra gençlerin ilgisi de büyüktü.

Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro salonunda düzenlenen etkinlik DASP'ın tanıtımı ile başladı. Şair Saniye Çelik'in "Türkiyeli Kadın" şiirini sunmasının ardından "Adana'da İlklerin Kadınları" slayt gösterisi yapıldı. Kentsel Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Mehmet Acevit tarafından yazılan, Adana Sabancı Anadolu Tekstil Lisesi öğretmenlerinin müziklerini yapıp yönettiği "Kadınlar Olmazsa" komedi türündeki oyun, okulun tiyatro grubunca sahnelendi.
Kampanya, medya ve iletişim eğitimi tamamlandı
STGM Adana Yerel Destek Merkezi "Kampanya, Medya ve İletişim" eğitiminin ilkini 26 Şubat - 01 Mart tarihleri arasında 20 katılımcıyla tamamladı.
Adana, Adıyaman, Mersin, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Niğde'den eğitime katılan 20 STÖ temsilcisi dört gün süresince etkileşimli yöntemle grup çalışması yaparak kampanya, medya ve iletişim eğitimi aldı. Farklı illerden gelen katılımcıların birbiriyle tanışma ve kendi bölgelerinde yaptıkları çalışmalar konusunda bilgiler vererek deneyim paylaşma fırsatı yakaladığı eğitime tam katılım sağlayan STÖ temsilcilerine eğitimin son gününde katılım belgeleri verildi.

|
|
| |
 |
Sosyal Boyuta Geçerken
Denizli Sivil Toplum Kuruluşları Gelişme Platformu (DESGEP), Pamukkale Üniversitesi ve Denizli Valiliği işbirliği ile sosyal sorunların çözümü için sivil toplum örgütleri (STÖ), kurum ve kuruluşları bir araya getirmek, sorunlara ortak çözüm aramak amacıyla "Sosyal Boyuta Geçerken" çalıştayı düzenlendi.

Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde gerçekleştirilen çalıştaya, 50'nin üzerinde sivil toplum kuruluşu temsilcisinin yanı sıra, Denizli İş-Kur Müdürlüğü, Denizli Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü temsilcileri de katıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan DESGEP Koordinatörü Mehmet Yüksel, "Denizli'de sosyal sorunların çözümü için kişi, kurum ve kuruluşları bir araya getirmeyi, örnek girişimleri paylaşmayı, yeni girişimlere farkındalık sağlamayı ve ilgililerin çözüm seçeneklerini çoğaltmayı amaçlıyoruz" dedi.
Çalıştay katılımcıları, Necla Zarakol kolaylaştırıcılığında "Kurumsal Sosyal Sorumluluk", Mert Altıntaş moderatörlüğünde "Bireysel Sosyal Sorumluluk" ve Hüseyin Özgür moderatörlüğünde " Sosyal Ağlar" olmak üzere eş zamanlı üç çalışma grubunda çalışmalar yürüttü. Çalıştay sonuçlarına www.desgep.org adresinden ulaşabilirsiniz.

|
|
Ayrımcılık ve toplumsal cinsiyet
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM), Denizli'de STGM Yönetim Kurulu Üyesi - İHOP Koordinatörü Feray Salman, İHOP Koordinatör Asistanı Murat Çekiç ve KA-DER Yönetim Kurulu Üyesi İlknur Üstün kolaylaştırıcılığında 19 - 22 Mart 2009 tarihlerinde "Ayrımcılık ve Toplumsal Cinsiyet" eğitimi düzenledi.

Hak temelli örgütlerin faaliyetlerinde, yapılanmalarında, ayrımcılığa ilişkin farkındalığın arttırılması ve önlenmesi, toplumsal cinsiyet temelli hareket etme kapasitelerinin geliştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen eğitime Uşak, Denizli, İzmir, Muğla, Aydın ve Bursa'dan sivil toplum örgütleri katıldı.
Toplumsal cinsiyet ve ayrımcılık kavramlarına ilişkin temel bilgilerin verildiği eğitimde, katılımcılar grup çalışmaları, vaka analizleri ve egzersizlerle bir STÖ olarak toplumsal cinsiyet ve ayrımcılık anlayışına ne şekilde yaklaştıklarını ve faaliyetlerinde bunu nasıl yansıttıklarına ilişkin kendilerini sorgulama olanağı buldular.
İzmirli kadın sanatçılar
İzmir'de faaliyet gösteren 30 ayrı kadın kuruluşundan oluşan İzmir Kadın Kuruluşları Birliği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamaları çerçevesinde İzmir'de yaşayan kadın sanatçıları desteklemek amacı ile "İzmirli Kadın Sanatçılar" sergisi açıldı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ayşe Mayda ve özel bir kuruluşun katkıları ile düzenlenen serginin açılış kokteyli ve ödül töreni, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Yusuf Ali Karaman, Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Atilla Silkü ve İKKB Başkanı Engin Demir'in konuşmalarıyla başladı. Sergi koordinatörü Sümbül Çelebi sergiye katılan kadın sanatçılara katılım belgelerini dağıttı.
|
|
| |
 |
|

STGM Diyarbakır Yerel Destek Merkezi çalışmalarını Danışma Kurulu'yla güçlendiriyor!
STGM Diyarbakır Yerel Destek Merkezi (YDM) çalışmalarını daha etkin ve etkili bir biçimde sürdürebilmek için Danışma Kurulu modelini seçti. Yerel STÖ temsilcilerinin katılımıyla bir dizi toplantı sonucunda hazırlanan mutabakat metninin 23 Şubat 2008 tarihinde katılımcılar tarafından imzalanmasıyla STGM Diyarbakır YDM Danışma Kurulu oluşturuldu. Danışma Kurulu'nun amacı, STGM Diyarbakır Yerel Destek Merkezi'nin kapsama alanı içinde olan bölgede sivil toplum alanında çalışan yerel dinamiklerin ihtiyaç, beklenti ve eksikliklerini gösterecek niteliksel ve niceliksel gereksinimleri gidermeyi amaçlayan yöntem ve hizmet önerilerini geliştirmek, tavsiyede bulunmak, YDM faaliyetlerinin etkililik düzeyini izlemek ve değerlendirmek. STGM Diyarbakır YDM Danışma Kurulunun işlevi ise Diyarbakır Yerel Destek Merkezi hizmetlerinin bölgede en etkili ve yaygın şekilde kullanılması için gayret göstermek, bu yönde YDM'ye rehberlik ve kolaylaştırıcılık sağlamak.
Danışma Kurulu'na Diyarbakır YDM'nin kapsama alanında bulunan illerden sivil toplum alanında çalışan ve benimsenmiş ilkeler doğrultusunda emek ve zaman ayıran her örgüt üye olabiliyor. Üye örgüt listesi şöyle:
Bağlar Kadın Kooperatifi, Ceren Kadın Derneği, Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği , Deren Eğitim ve Danışmalık Derneği, Dicle TOG, Diyarbakır İHD Şubesi, Diyarbakır Çevre Gönüllüleri Derneği, Diyarbakır Sanat Merkezi, Diyarbakır YG21 Engelliler Meclisi, Diyarbakır Kamer Kadın Derneği, Diyarbakır Mazlum, Der Şubesi, Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi, EPİDEM, Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi, Piramid LGBTT Diyarbakır Oluşumu, Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, Selis Kadın Derneği, Mezopotamya Dayanışma Derneği, Mezopotamya Sosyal Forumu
STGM Diyarbakır YDM Danışma Kurulu'nun mutabakat metnine http://diyarbakir.stgm.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. |
|
KAMER Tuncelili kadınlar için merkez açtı
KAMER Vakfı Tunceli'de çok amaçlı bir kadın merkezi açtı. KAMER'in kendi tasarruflarıyla aldığı arsaya Türkiye'nin birçok yerinden sponsor katkı sundu. Kadınlara yönelik birçok etkinliğin gerçekleştirildiği merkezde, mesleki eğitim, spor gibi faaliyetlerin yanı sıra çocuklara yönelik hizmetler de mevcut. Üretime yönelik ve kadın katılımcılarla gerçekleştirilen atölyelerde kadınlara mesleki eğitimin dışında ekonomik olarak da üretime katılma fırsatı sunuluyor. KAMER yetkilileri merkezle ilgili şu bilgileri verdi: "Diyarbakır KAMER'de başarılı sonuç veren 'çanta atölyesi' modeli Tunceli'de de uygulanacak. Pazarı bulunmuş bir ürün üretilecek ve kadınlar ürettikleri kadar gelir elde edecekler. Üretim süreci içinde belki de ilk kez karşılaşacakları 'kalite kontrol' teriminin ne olduğunu uygulayarak görecekler. Üretim atölyelerinde kazanacakları parayı öncelikle çocuklarının eğitimine harcayan kadınlar, emeklerinin karşılığını aldıklarında yaşadıkları zorluklarla daha kolay başa çıkacaklar. Aynı zamanda merkezin üçüncü ve dördüncü katlarında faaliyete geçecek olan yedi odalı misafirhanesi Tunceli'ye gelen kadın erkek tüm konuklara açık olacak."
STGM Diyarbakır YDM eğitimlerle STÖ'lerle buluşuyor....
Diyarbakır YDM, Kampanya, Gönüllüler ile İşbirliği ve İletişim eğitimini kapsama alanındaki illerden gelen katılımcılarla gerçekleştirdi. Yerinde kurumsal destek eğitimleri için Diyarbakır İHD Şubesine misafir olan Diyarbakır YDM, 5 Şubat ve 21-22 Şubat 2009 tarihlerinde "Savunuculuk ve Savunuculuk Araçlarının Etkin Kullanımı" konulu eğitimler verdi. STGM Diyarbakır YDM ve İHD Diyarbakır Şube çalışanlarının ortak organizasyonuyla gerçekleşen eğitime İHD Diyarbakır Şube yöneticileri ve gönüllüleri katıldı.
Kent dışındaki derneklerle de ortak eğitim çalışmaları yürüten Diyarbakır YDM, Bitlis'te kadın alanında faaliyet yürüten STÖ aktivistleri ve Güldünya Bitlis Kadın Derneği yönetici ve gönüllülerine "Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet ve Kadın Dayanışması Temelli Mücadele Mekanizmaları" konulu bir eğitim düzenledi.
STGM aynı zamanda homofobiyle mücadele etmek için Diyarbakır'da örgütlenme çalışmaları yürüten Piramid LGBTT Oluşumu'yla iki günlük "İhtiyaç Analizi ve Örgütün Önceliklerinin Belirlenmesi" çalışması gerçekleştirdi.

|
|
| |
 |
|
"Kadınlar Sokağa, Özgürleşmeye!"
Eskişehir Demokratik Kadın Platformu (EDKP) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamak üzere 7 Mart Cumartesi günü Eskişehir'de yürüyüş düzenledi. Yürüyüş boyunca "Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması", "Geceleri de sokakları da istiyoruz", "Cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye son", "Jin, jiyan, azadi" ve "Teşhirci değil, travestiyiz", "Kör kör parmağım gözüne; lezbiyenim, biseksüelim kime ne" gibi Türkçe ve Kürtçe çeşitli sloganlar atıldı.
Adalar Migros önünde EDKP'yi temsilen basın açıklaması yapan Pelin Kalkan, 1910'dan bu yana 8 Mart'ın kadınlara yasaklanan bütün alanlarda kadınların mücadelesinin simgesi olduğunu belirtti. Kadına yönelik şiddetin münferit olmadığını belirten Kalkan, kadına yönelik şiddetin gerek kadınların medyada sunumu ile gerekse yasalar tarafından, haksız tahrik indirimi gibi gerekçelerle meşrulaştırıldığını vurguladı.
Açıklamada ayrıca; "Sistemin yeniden ve yeniden ürettiği erkek şiddeti sadece kadınlara değil lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) bireylere yönelik olarak da kendini göstermektedir. LGBTT bireylere yönelik taciz, psikolojik şiddet, para cezaları, ev mühürlemeleri, keyfi gözaltılar, kötü muameleler, işkence ve nefret cinayetleri gibi insan hakları ihlalleri erkek egemen sistemden beslenerek yoğun bir şekilde devam etmektedir" denildi.
ESYO ve STGM Eskişehir Yerel Destek Merkezi kadınlarından destek
Eskişehir Sivil Yerel Oluşumu ve STGM Eskişehir, 8 Mart Dünya Kadınlar günü vesilesiyle bir basın açıklaması yaparak kadın örgütlenmesine desteklerini yinelediler:
.
"Bizler eşitlik ve hakkaniyetten yanayız. Bu, eşitliğin her alanda olması ve farklılıkların zenginliği ile ilişkilidir. Sivil toplumun gelişimi ve ilerlemesi kadın-erkek demeden herkesin gelişmesi ve eşit düzeyde katılımı ile olacaktır.
Biz "Kadın ve erkek eşittir" demiyoruz, bunun algılarda kabul edilmesi ve yerleşmesi gerekliliğini savunuyoruz. Algılardaki bu kapsamdaki değişim, kadının her alanda yerini almasını ve katılımcılığını kolaylaştıracaktır. Kafalardaki bu yanlış algı, kadının zaten kendisinin olan bu hakkını kullanmasına engel olmaktadır. Kadın hakları insan hakları kavramından ayrı tutulamaz. Kadın her yerde ve herkes için geçerli olan haklara sahiptir. Eskişehir Sivil Yerel Oluşumu ve STGM Eskişehir Yerel Destek Merkezi olarak örgütlenmeyi, özellikle "kadın" alanında gösterilen örgütlü çabayı önemsiyoruz ve destekliyoruz.
Herkesin eşit olarak algılandığı ve yaşadığı bir sivil toplum mümkündür ve bu yaşamda gelişim; herkesin öncelikle düşünsel anlamda gelişimi ile başlayacaktır, diyoruz."
|
|
Üniversiteli kadınlardan sergi
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Eskişehir Şubesi, Neo Sanat Galerisi ve Anadolu Üniversitesi seramik sanatçısı öğretim elemanlarından oluşan 8K+ Grubu üyeleri NEO Alışveriş Merkezi'nde "Boş Çanaklar" isimli seramik sergisi açtı. Geliri 8 Mart Dünya Kadınlar günü nedeniyle, Eskişehir Cezaevi'nde tutuklu kadın mahkumlara ve çocuklarına bağışlanacak olan sergide yer alan eserlerle her sanatçının kendi yorumuyla ve kullandığı teknikle, güncel yaşamın hareketli temposuna ayak uydurma ve ailesiyle paylaşacağı çanağı doldurma uğraşısına bir gönderme yapılması amaçlandı.

Eskişehir fark yarattı
17 Ocak 2009 tarihinde düzenlenen, Eskişehir Sivil Yerel Oluşumu (ESYO)'nun Eskişehir yürütücülüğünü yaptığı TBMM Ortak Çalışma Grubu ve Eskişehir Yerel Forum toplantısına 74 STÖ temsilcisi ve 4 milletvekiliyle katılım sağlandı. Ocak 2009'da diğer 16 ilde gerçekleştirilen toplantılara ise OÇG'ye üye olan 151 milletvekilinden sadece 1 milletvekili katıldı.
TBMM Ortak Çalışma Grupları ve Forum yöneticileri yaptıkları açıklamada "Toplam 6 Eskişehir milletvekilinin 4'ünün katıldığı Eskişehir toplantısı hariç, diğer tüm illerde milletvekili koltukları ne yazık ki bomboş kaldı. Eskişehir farklı, çünkü orada sivil toplum yan yana gelmeyi başarmış. ESYO bunun en güzel örneği. 6 milletvekilinin dördü Forum'a katıldılar, hem de gayet aktif olarak" diyerek Eskişehir başarısını örnek gösterdiler. Gerçekleşen Milletvekili-STK Buluşmasında Murat Mercan (AKP), Nedim Öztürk (AKP), Murat Sönmez (CHP) ve Beytullah Asil (MHP) hazır bulundular.

|
|
| |
 |
Eğitimlerimiz devam ediyor
Kurumsal kapasite geliştirme eğitimleri
STGM, kurumsallaşmayı hedef olarak belirlemiş sivil örgütlerin ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla düzenlediği kurumsal kapasite geliştirme eğitimlerini günümüze kadar Ankara, İstanbul, İzmir, Van, Bursa, Kayseri, Trabzon illerinde düzenledi. 200'den fazla katılımcı ile düzenlenen bu eğitimler süresince katılımcı örgütlerin vizyon ve misyon çalışmalarında örgütlere yol gösterecek olan taslak çalışmalar yapıldı, örnek stratejik planlar hazırlandı. Stratejik yönetim yanında STÖ yönetimi konu başlıklarının ayrıntılı bir şekilde ele alındığı eğitimlerimiz yoğun ilgi gördü ve düzenlenen 9 eğitime toplam 900'den fazla başvuru geldi. |
|

İhtiyaç temelli eğitimler
Katılımcı STÖ'lerle içeriklerine birlikte karar verdiğimiz ve organizasyonunu başvuran örgütlerle birlikte yürüttüğümüz ihtiyaç temelli eğitimlerden 2007 Aralık ayından günümüze kadar 17 adet düzenledik. İletişim, kampanyacılık, savunuculuk, gönüllü yönetimi, uyuşmazlık çözümleme, finansal yönetim, STÖ yönetimi konularını kapsayan eğitim çalışmalarından hedef grubumuzda bulunan hak temelli örgütler yararlanabiliyor. |
|

|
Proje döngüsü yönetimi eğitimleri
Proje döngüsü yönetimi eğitimleri (PDY) kurumsallaşma yolunda faaliyetlerini projelendirmeyi amaçlayan STÖ'lerin bilgi seviyelerini artırmayı hedefliyor. 2005 yılından günümüze kadar 30'dan fazla ilde düzenlediğimiz PDY eğitimleri sonucunda 1000'e yakın sivil aktivist PDY eğitimlerimize katıldı. PDY eğitimleri 4 gün sürüyor ve eğitim çalışması kapsamında sorun analizi, hedef analizi, mantıksal çerçeve yaklaşımı, faaliyetlerin planlanması, bütçelendirme, izleme-değerlendirme konu başlıklarında çalışmalar yapılıyor. |
|
Yerel destek merkezleri kapasite geliştirme eğitimleri
STGM yerel destek merkezlerinin kurulmuş olduğu Adana, Denizli, Diyarbakır ve Eskişehir illerinde kapasite geliştirme eğitimlerimiz devam ediyor. 2009 Ağustos ayına kadar her yerel destek merkezinde
Toplumsal Cinsiyet ve Ayırımcılıkla Mücadele
Proje Döngüsü Yönetimi
Kampanya, Gönüllüler ile İşbirliği ve İletişim
konularını kapsayan eğitimlerimizi tamamlamış olacağız. |
|
| |
 |
Gaye Cön Şakar (Gökova Sürekli Eylem Kurulu, Muğla Kadın Dayanışma Grubu)
|
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 22 Mart Dünya Su Günü ve 22 Nisan Dünya Günü'nü vesile bilerek çevre ve kadın temalarını tek bir aktivistte birleştirip bir ekofeministle söyleşi yaptık bu sayımızda. Nedir ekofeminizm? Kabaca, kadınların ve doğanın sömürülmesinin nedenini ataerkil sistem ve kültürde gören ve ataerkil yapılanmaların sona erdirilmesiyle kadın ve doğanın birlikte özgürleşeceği varsayımına dayanan, ekoloji ve feminizmi birlikte temel alan bir feminizm ekolü diyebiliriz. Türkiye'deki ekofeministler kimler, diye şöyle bir düşününce Gaye Cön aklımıza gelen birkaç isimden biri oldu. Çünkü Gaye Cön her iki alanda da kelimenin tam anlamıyla aktivist.
Cön'ün kadın hareketiyle tanışması Türkiye'deki birçok feminist gibi '80'lerin ortalarına denk geliyor. '87'de birkaç kadın bir araya gelip Muğla'da ilk kadın grubunu oluşturuyorlar, etraftan gelen "kendini ispat etmeye çalışan orta direk kadınları", "feministler Muğla'yı bastı" laflarına kulak asmadan çalışıp "Kadın Dayanışma" gazetesini çıkartıyorlar. 1994'teki yerel seçimler öncesinde düzenledikleri "Kadınların Yerel Yönetimden Beklentileri" paneli çok ilgi görüyor ve yıllar içinde gelenekselleşiyor. Talepleri sonucunda 2004'te Muğla'da Kadın Dayanışma Merkezi, 2007'de daha protokol seviyesinde de olsa da geçici barınma istasyonu açılıyor. Cön'ün fikir annesi olduğu Ege Kadın Buluşması'nın bu yıl dördüncüsü gerçekleşti. 2004'te grubuyla birlikte Ege illerinde kadın farkındalığı çalışmalarına başlayan Cön, listesine kadın aday koymayan siyasi partilere karşı eylemler gerçekleştirerek, kadınların karar mekanizmalarında da yüzde 50 temsil edilmesi için baskı çalışmaları yaptı.
Öte yandan, 1993 yılında Muğla yöresindeki termik santrallerden doğan hava kirliliği nedeniyle, bir sabah radyasyon alarmıyla uyanınca Gaye Cön kendini çevre hareketinin içinde bulur. Muğla Kadın Dayanışma Grubu sözcüsü olarak yörede ne kadar çevre hareketine gönül vermiş insan varsa hepsini Muğla'ya toplayarak ne yapacaklarını konuşup eyleme geçerler. 2003 yılına kadar Türkiye'de nerede bir çevre katliamı var, ulaşabildiği her yerde arkadaşlarıyla eylem yapar. Gökova Sürekli Eylem Kurulu'nun sözcülüğünü yürüten Cön'ün birlikte çalışma yaptığı diğer örgütler ise şöyle: Batı Akdeniz Çevre Platformu, Akdeniz Çevre Platformu, Muğla Kadın Dayanışma Grubu, Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu, Muğla Kadın Platformu, Sekibaşı Kadın Dayanışma Merkezi. |
Size göre ekofeminist kime denir?
Bana ve benim gibi düşünenlere denir. Kendimin bu noktaya nasıl geldiğinden bahsedeyim kısaca. '80'li yılların ortalarında kendi sorgulama sürecimde kadın olarak nerede durduğumu ve nasıl haksızlıklarla karşılaştığımı düşünürken erkek egemen toplumun ve ataerkil yapının kadın üzerindeki etkilerini de fark etmeye başladım. '90'lı yılların başında ise, yaşadığım yöredeki çevre sorunlarına kadın olarak baktığımda fark ettiğim şey, kendimi sorgularken fark ettiğimin aynısıydı. Kısaca, doğanın ve kadının ezilmişliğini yaratan sistem aynı sistemdi: Ataerkil sistem.
Bir ekofeminist aktivistin günlük yaşamı nasıldır?
Hani derler ya; "Hocanın söylediğini yap, yaptığını yapma" diye. Muğla'da sefertası gibi bir apartmanda, profesyonel ve çok koşuşturmacılı bir yaşamın içinde eko-yaşam sürmeniz çok zorlaşıyor. Son yıllarda en çok dikkat ettiğim şey, küresel iklim değişikliğine neden olacak tüm davranış ve alışkanlıklarımdan vazgeçmeye çalışmak. En azından komşular çöplerini atarken dikkat ediyor. Belediyeden katı atık uygulamasında en başarılı apartmanlardan biri seçilmemizdeki katkım konusunda hiç alçak gönüllü değilim. Tabii apartman yardımcımızın kadın olduğunu söylememe gerek yok. Pazardan yaptığım alış-verişlerde de kadın üreticilerden ve mevsim sebzelerini almaya özen gösteriyorum. Çünkü kadınlar doğayı tanımakta ve anlamakta bence daha başarılılardır. Burada ister istemez pozitif bir ayrımcılık yapıyorum.
Türkiye'de ekofeminizm yeterince biliniyor mu? Kaç kişisiniz?
Türkiye'nin ekofeminizmle tanışması çok yeni. Yeşiller hareketinden sonra dilimize ve yaşamımıza girmeye başladı, ama hala sayıca çok azız. İnanın ben bile yıllardır çevre ve kadın hareketinde olmama rağmen kendimin ekofeminist olduğumu epey geç fark ettim. Çevre hareketi ile kadın hareketi birbirinden uzak çalışma yapıyor. |
|
Kadın ve doğa konusunda çalışan örgütlerin birlikte bir şeyler yapması neden önemli?
Ataerkil sistem her iki grubun da ortak düşmanı. Fakat nedense Türkiye’de çevre ve kadın hareketi birbirine dokunmuyor hatta birbirimizi tanımıyoruz bile. STGM’nin 2005’te düzenlediği insan hakları, çevre ve kadın örgütlerini bir araya getiren BÜTÜN toplantısında her örgütün diğerinin yerine geçtiği bir çalışma yaptık ve gördük ki birbirimizi tanımıyor ve anlayamıyoruz. Kendimden de bir örnek vereyim, ben yıllardır kadın ve çevre hareketi içinde mücadele ediyorum. Çevre hareketinin içindeki arkadaşlar, benim bu mücadeleme kadın kimliğim ile dahil olduğumu bildikleri halde sadece feminist düşüncemi konuşup, tartışırlar. Hiçbir zaman bana neden çevre hareketinin içinde olduğumu sormadılar
Çevre ve feminizm alanındaki çalışmalar ayrı ayrı ya da birlikte yaşamınıza ne kattı?
Önce sorgulamamı tamamlayarak kendimle barıştım. Sonra da toplumdaki bireylerin barışı için mücadele vermeye başladım. Barışı sağlamak için önce örgütlendim, sonra da doğaya ve kadına yapılan saldırıların yok olması için mücadele arkadaşlarımla eylemlere başladım.
Kadın hareketi bana, ayrımcılığın, şiddetin ve hiyerarşinin reddedilerek barış içinde, savaşsız bir dünyaya merhaba demek gerektiğini; çevre hareketi ise bir yurttaş olarak yasaları çok iyi bilmemiz gerektiğini, sağlıklı bir çevrede yaşamak istiyorsak önce kendimizi değiştirmek ve dönüştürmek gerektiğini öğretti. Her yaptığımız eylem sonrası anayasal ve ona bağlı olarak diğer haklarımızı teker teker öğrendim. Bilgiyi paylaşmanın ve yaygınlaştırmanın ne kadar önemli olduğunu bu çalışmalarda öğrendim. Kadın farkındalığının ve duyarlılığının gerek toplumsal gerekse siyasal yaşamdaki gücünün önemini kavradım. Örgütlü çalışmanın ve örgütlerin baskı grupları oluşturarak neler yapabildiğini gördüm. Kadının ve doğanın özgürleşmesi, ataerkil sistem rollerinin ve ezberlerinin bozulmasıyla gerçekleşecek.
Gökova Sürekli Eylem Kurulu ve Muğla Kadın Dayanışma Grubu'ndan Gaye Cön'e ulaşmak için:
gayeconsakar@gmail.com |
 |
| |
| |
|